RİZE YAYLALARI
Rize yaylalarını gezdum, gördum, sendagez diye yazdum.
LİKYA YOLU YÜRÜYÜŞÜ
Likya Yolu yürüyüşümü buradan okuyabilirsiniz.
BATI KARADENİZ'İ GÖRÜN
Batı Karadeniz'de Kelebeğin rüyasına yolculuk başlıyor.
Site Haritası
Takvim

NALLIHAN GEZİSİ

Nallıhan ve Çayırhan'a Kavaklıderem Derneği olarak yaptığımız geziden mutlu döndük

Nallıhan ilçesi ve Çayırhan beldesi ile bölgede bulunan Kuş cenneti ve Sarıyer Barajina 23 Ekim Pazar günü Kavaklıderem Derneği olarak gerçekleştirdiğimiz günübirlik gezi harika geçti.



Otobüsümüzün Kuğulupark ve Armada'dan aldığı konuklarımız, neşe içinde Önce kahvaltının yapılacağı Çayırhan'daki konaklama tesisine geldiler. Gölet kıyısındaki bu muhteşem tesiste yapılan kahvaltı sonrasında, Çayırhan baraj gölü üzerinde sadece bizim için düzenlenen yarım saatlik bir tekne gezisine katıldık. Tekne gezisi sırasında rehberimiz tarafından hem bölgenin jeolojik yapısı, hem de tarihi ile ilgili bilgilendirildik. 

Nallıhan Kuş cennetinde, sıcak ülkelere göç ettikleri için, bu mevsimde kuşlar yoktu. Ancak, Kuş cenneti müzesinde tüm kuşlarla ilgili zengin bir bilgi hazinesi ve fotoğraflarının yer aldığı sergi vardı.

Sorasında Taptuk Emre Türbesini ziyaret ederek yolumuza devam ettik ve Sarıyer beldesi ile Sarıyer barajına geldik. Sarıyer Barajındaki ölü balıkların suyun yüzeyinde çok net görünmesi hepimizi üzdü.

Nallıhan'da köy evinde yediğimiz harika hazırlanmış, yöresel tatlar içeren yemekten sonra, gezimizi, Nallıhan'ın yetiştirdiği ve beldeye büyük katkısı olan işadamı Ayhan Sümer anısına hazırlanmış müzeyi gezerek tamamladık. Nallıhan'a adını veren han'da çaylarımızı içtikten sonra, bir başka gezide buluşmak dileğiyle rehberimize veda ederek Ankara'nın yolunu tuttuk. 

Konuklarımızın dönüş yolundaki memnuniyet mesajları ise düzenlemek istediğimiz daha sonraki geziler için  motivasyon kaynağımız oldu.

Not;

Daha önceki Nallıhan gezimize katılan konuğumuz Ümran Özataç'ın kaleme aldığı,

bizi de fazlasıyla duygulandıran Nallıhan izlenimleri ise şöyleydi:



Nallıhan !! Tabiri caizse 'burnumuzun dibi' ndeki güzellikmiş meğer, görülüp sevilmeyi beklermiş. 160 km Ankara' ya topu topu..

Sevgili güzel insanlar topluluğumuzla  bir otobüs dolusu ilerlerken hoş sözcüklerle andığımız ve gülümsediğimiz namı diğer Vezir Nasuh Paşa nın 1599 da buraya yaptırdığı 1 han, 1 hamam ve 1 cami ile tarih sayfalarında yerini alan bu güzel ilçe tarihi ipek yolu üzerinde olması nedeni ile de etkileyici. Adını bu han dan aldığı söyleniyor Nallıhan ın. Bir başka söylenti de, Halk kahramanı Köroğlu bir gün o handa konaklıyor ,ertesi gün ayrıldığında atının nalının düştüğü farkediliyor ve nal han ın kapısına asılıyor böylece han oluyor Nallıhan ..

Yazarken zorlanıyorum gerçekten, hiç birini atlamadan nasıl anlatabilirim diye, bir güne özenle sığdırılmış dolu dolu bir geziydi..

Pirinç yetişiyormuş mesela, çok çeşitli meyve sebzenin yanısıra. Hem Batı Karadeniz hem İç Anadolu ikliminin harmanı verimli topraklar..

Nallıhan da kadınlar  yaptıkları ipek İğne oyaları ile  evlerini geçindiriyorlar dahası kurdukları kooperatifle işlerini büyüten kadınlar 15 ülkeye ihracat yapıyorlarmış el emeği göz nuru, duygu bağı ile yaptıkları herbiri birbirinden güzel tasarımlarıyla..

Avrupa Biriği tarafından koruma altına alınması öngörülen bir kuş cenneti var 

mesela  Nallıhan da , 170 civarında kuş türünü kucaklıyor, kaçımız bunu biliyordu bilmiyorum ama ben bilmiyordum ne yazık. Soyu tükenmekte olan Kara Leylekler her birimizin güzel seyahat dileklerimizle beraber objektifimizde konuk ettiklerimizdendi.

Sarıyar barajının taşkın sularına Nallıhan çayının da karışmasıyla  oluşan yarı doğal bir göl üzerindeki tekne gezimiz  şaşırtıcı bir güzellik kattı günümüze.

Nallıhan ın yöresel mutfağının lezzetleriyle bezenmiş öğle yemeğimizde , tarhana çorbası, kapama pilavı,yaprak dolması, baklavası ve güzel insanlarının misafirperverliği, samimiyeti her birimizin yüreğini ve midesini ayrı ayrı ısıttı, mutlu kıldı.

Yemek sonrası ulaştığımız Taptuk Emre Türbesi ruhani atmosferiyle sarıyor insanı, Yunus Emre’nin ayak izlerini hissediyor insan ‘bir ben vardır bende benden içeri’  , ‘sevelim sevilelim bu dünya kimseye kalmaz’ diyordu,  herkes kendi yolculuğunun cümlesini seçmiş öylece tavazu içinde ziyaretini tamamladı.

Juliopolis Antik Kenti bir başka heyecan yarattı üzerimizde, kazılarda binin üzerinde tarihi  ve antik esere rastlanırken pek çok lahit mezar da gün yüzüne çıkarılmış. Manzara gerçekten etkileyici ve görülmeye değerdi.

Asırlık Ardıç ağaçları ile kaplı alanda  Hoşebe  Türbesi. ‘O ardıçların koruyucu ninesi sanki Hoşebe ‘ben öldüğümde mezarımın etrafına gülen eğlenen çocuklar/insanlar olsun ‘demiş o yüzden mesire alanı orası aynı zamanda. Hoşebe ve Ardıçlar birbirine gözkulak orada şimdi.

Yolculuk boyunca bize eşlik eden gönüllü rehberimiz Kadriye Sezer’e sabırla bize eşlik ettiği ve ilçe ile ilgili bir çok kıymetli bilgileri paylaştığı için, Halil Bey e  Beypazarı girişinde otobüsü bekletip arzu edenlere Beypazarı kurusu temin etmeye kadar her türlü konuda desteğinden ve çabasından dolayı,  Güliz Hanım a otobüs içi samimi ikramları ve tüm organizasyondaki katkıları için ve bu şahane gezi için tüm emeği geçenlere  çok çok teşekkür ediyorum. Yine keyifli gezilerde buluşmak üzere diyorum. 

Ümran Özataç /Gezi sakini

482 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam111
Toplam Ziyaret194921
Hava Durumu
Bu Web Sitesi Desteği