Sporda, doğada, turizmde gezinti yapmak isteyenlerin sitesi             www.gezintihaberleri.com                editor@gezintihaberleri.com
RİZE YAYLALARI
Rize yaylalarını gezdum, gördum, sendagez diye yazdum.
LİKYA YOLU YÜRÜYÜŞÜ
Likya Yolu yürüyüşümü buradan okuyabilirsiniz.
BATI KARADENİZ'İ GÖRÜN
Batı Karadeniz'de Kelebeğin rüyasına yolculuk başlıyor.
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim

KAĞNI İZİNDE ATATÜRK VE İSTİKLAL YOLU

Kurtuluş savaşında, İnebolu'dan Kastamonu'ya kağnılarla ölümüne silah taşıyan çıplak ayaklı kadınların gerçek hikayesi

KAYIK VE KAĞNININ MUCİZESİ İLE GELEN KURTULUŞ

Kurtuluş Savaşımızın en zorlu günlerinde, Rusya’dan gönderilen ve İstanbul'dan kaçırılan cephaneler, düşman donanmasının Karadeniz kıyısında kontrol edemediği tek ilçe olan İnebolu açıklarına Çatana adı verilen balıkçı tekneleriyle getiriliyordu.



Gece karanlığında İnebolu’ya özgü “Denk” adı verilen kayıklarla gemilere yanaşan bölgedeki kayıkçılar, cephaneyi hemen kıyıdaki Türk ocağı binasına taşıyarak mahzene saklamaktaydı.


Düşmanın Ankara kapısına dayandığı günlerdi. Savaş en şiddetli şekilde sürerken, bu cephanenin cephelere taşınması işini kadınlar ve yaşlı erkekler üstlenmişlerdi. Mühimmatın öncelikle İnebolu’dan Kastamonu’ya ulaştırılması gerekiyordu. Dile kolay, kadınlar, 3 yıl boyunca İnebolu Kastamonu arasındaki 95 kilometrelik patikadan, kağnılarla ve sırtta askerlerimize destansı bir çabayla cephane taşıdılar.



İşte o cefalı yol, bugün İstiklal yolu olarak anılıyor ve mermi taşırken donarak ölen şehitlerimizin anısına her yıl gönüllüler tarafından yürünüyor.

KARINCA DİZİLERİ TOPLANIYOR


Silahların İnebolu’ya geldiği duyulunca, istiklal yolu kendi kağnıları ile gelen çoluklu çocuklu, hatta bebekleri kundaklı kadınlar ile cepheye gidemeyen yaşlı erkeklerden oluşan kahramanlarla dolar. Bu görüntüye şahit olanlar, o günleri, “İnebolu-Kastamonu arasındaki karınca dizileri hiç durmadan çalıştı” diye anlatır. Bazı kadınlar, kağnıya koydukları malzemenin yanında, bir tanesini de “bunları erkeklerimiz düşmana atacak, vatan kurtulacak” diyerek omuzlarına da yüklerler.


Şerife Bacı da o destansı kadınlardan birisidir. Kağnıya yüklediği cephanenin üzerini bir güzel örter. Diz boyu karda, hem de yağış altında yola koyulmadan önce, kundaktaki bebeğini de üzerini örttüğü cephanenin arasına yatırır. Şerife Bacı, 95 kilometrelik yolu bitirip Kastamonu kışlasına mühimmatı teslim etmeye geldiğinde soğuktan donmuş haldedir. Tüm çabalara rağmen kurtarılamaz ve orada şehit olur. Cephanenin yanına koyduğu çocuğu ise donmaktan son anda kurtarılır.

DESTAN YAZAN KADINLAR

Anlatılanlara göre, cephaneyi ıslanmaması için yorganla, kucağındaki bebeğini ise geriye kalan tek örtü olan peştamalla örten ve yarı çıplak ayakları ile bu yolda kışın mühimmat taşıyan çok sayıda destansı kadın vardır.



Bu cennet vatan işte böyle kazanılır. Şimdi unutmaya yüz tuttuğumuz o milli mücadelenin arkasında, hiç unutmamamız gereken işte büyük acılar bulunuyor.
Şerife Bacının ve diğer kahramanların anısına, o günlerin zor şartlarını yaşamak, değerlerini bir kez daha anlamak ve kahramanlıklarına şahit olmak için İnebolu-Kastamonu arasını, yaklaşık 300 kişi, 4 gün boyunca yürüdük.




Çocukları ile bu yürüyüşe katılanlar da vardı. Geceleri, dağlarda kurduğumuz çadırlarda geceledik. İnebolu, Küre ve Seydiler Belediyeleri yemek ihtiyacımızı karşıladı. Gördük ki, Şerife bacıların kağnı tekerleklerinin izinde, bugünün geniş olanakları ile yürümek de o kadar kolay değilmiş.

İSTİKLAL YOLU

İnebolu’daki Türk ocağı binasının mahzeninden aldıkları mühimmat ile yola çıkan kağnılar, sokaklardan sessizce geçer ve ilçenin yaslandığı sarp Küre dağlarındaki patikalara ulaşır. Yüksek bitki örtüsü cephane taşıyanların üzerini örter, onları görünmez yapar. Küre dağları kısa sürede 2 bin metrelere yükselirken, kağnılar, bizim de yürüdüğümüz 950 metredeki Çulha geçidinden dağın arkasına geçer. Yamaçların arkası daha da güvenlidir ama dağlar zorludur.



Karda, kışta, yağmurda sık orman yapısı ile Küre Dağları, karınca gibi mermi taşıyanlarla dolar. Çulha geçidinden bir gün yürüyünce, Bakır Madeni ocakları ile bilinen Küre ilçesi gelinir.



Küre’nin az ilerisinde Bülent Ecevit’e soyadını veren Ecevit köyü ve Ecevit Han vardır. 60 kilometre sonra Seydiler kasabası karşılar sizi. Kastamonu’ya mühimmatı teslim etmeye geldiğinizde, İnebolu’dan ayrılalı 95 kilometre olmuştur.

ŞERİFE BACI

Dağların üzerinden geçen 95 kilometrelik bu kahramanlık yolunda, cephane taşırken donarak ölen Şerife Bacı’yı ve diğer tüm kahramanları her adımda saygıyla andık. 




Kahraman kayıkçıları ve kadınları ile kurtuluş savaşımızın kazanılmasında önemli rol oynayan İnebolu’nun, istiklal madalyası ile onurlandırılan tek ilçemiz olduğunu öğrendik.



Seydiler ilçesinde, Şerife bacı için yaptırılan görkemli anıt mezar önünde saygı duruşunda bulunduk. İlçe merkezinde de adının yaşatıldığı, müze olarak kullanılan konakta bir bardak su içip serinledik. Vatan uğruna yapılan kahramanlığın değerini, o günleri yaşayarak, çok daha iyi anladık.

BİLGİ NOTU:
Gazeteciler cemiyetinin "24 saat" gazetesinde de yayınlanan bu haberin PDF'ine aşağıdaki linki tıklayarak ulaşabilirsiniz:
http://www.24saatgazetesi.com/wp-content/uploads/2019/08/gazete-7.pdf







713 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam5
Toplam Ziyaret53359
Hava Durumu
URCU FLY TRAVEL
UÇAK BİLETLERİ TURLAR, TRANSFERLER