RİZE YAYLALARI
Rize yaylalarını gezdum, gördum, sendagez diye yazdum.
LİKYA YOLU YÜRÜYÜŞÜ
Likya Yolu yürüyüşümü buradan okuyabilirsiniz.
BATI KARADENİZ'İ GÖRÜN
Batı Karadeniz'de Kelebeğin rüyasına yolculuk başlıyor.
Site Haritası
Takvim

AHLAT’IN SIRRI

Bitlis’in Ahlat ilçesi, Türk dünyası için neden çok önemli?

Selçuklu komutanlarından Çağrı Bey, Malazgirt savaşından tam 50 yıl önce Bizanslıların egemenlik sürdüğü Anadolu topraklarına Doğu Anadolu’dan, Malazgirt üzerinden girmek istedi. Bizans imparatorluğu o yıllarda Doğu Anadolu’yu da hakimiyetine almış, kuzeyde Malazgirt, Erciş ve Gevaş ile en doğudaki savunma hattı olan Nusaybin’deki Zerzevan kalesine kadar topraklarını büyütmüştü.

Süphan ve Nemrut Dağları arasında bulunan ve Van gölüne oldukça eğimli bir plato ile buluşan Ahlat ise o yıllarda Mervanilerin hakimiyetindeydi. Kuzeyden, Anadolu’ya giren Selçuklular ve bazı Türkmen boyları, Malazgirt savaşından çok önce zorlanmadan Ahlat’ı, Mervanilerden alıp, burasını komutan Sanduk bey yönetiminde bir uç beyliği haline getirdiler. Selçuklu hükümdarları yurt edindikleri Ahlat’tan Anadolu’nun içlerine doğru akınlar düzenlemeye ve Bizanslıları rahatsız etmeye başladılar. Kafkaslardan göç eden Türkmen ve Oğuz boylarına yol açmak isteyen Selçuklu sultanı Tuğrul bey, Muradiye ve Erciş’i de kısa bir kuşatmadan sonra Bizanslılardan alır. Tehlikeli ilerleyişi fark eden Bizanslılar, 20 bin kişilik bir ordu ile 3 Ağustos 1071’de Ahlat’ı kuşatır ama Sultan Alpaslan’ın en önemli komutanlarından birisi olan Sanduk bey, Bizans saldırısını püskürterek Ahlat’ı korur.


Türklerin göç yolu üzerinde bulunan, aynı zamanda Anadolu’nun kilidini açmak için hazırlık yapılan en önemli kale olmuştu artık Ahlat. Malazgirt savaşından önce, Anadolu’ya yapılan akınların planlandığı ve öncü birliklerin dönüşlerinde de toplandıkları bir askeri üst haline getirilmişti.

Ahlat’ın adı çeşitli kaynaklara göre birleştirici, bağlayıcı anlamına gelen ve Arapça bir kelime olan Halat’tan geliyordu. Ahlat, Malazgirt savaşından önce Selçukluların Oğuzlar ve Türkmenler ile birleşerek 1071’deki büyük savaşa hazırlandıkları yer oldu.

Mervani’lerin bir süre imar ettiği önemli bir kültür şehri olan Ahlat, Selçukluların eline geçince hızla büyümeye başladı. Selçuklular, Anadolu’ya geçmeye çalışan Türkmen ve Oğuz boylarını, burada çok iyi karşılanıyor, iskanları sağlanıyordu. Oğuzların Kayı boyu da Ahlat’a geldiğinde çok iyi karşılandı, konaklamaları ve yerleşmeleri sağlandı.

Selçuklu sultanı Alpaslan’ın, Türkmen ve Oğuz boylarının da desteğini alarak kazandığı, Anadolu’nun kapılarını açan 1071 Malazgirt zaferinden sonra Ahlat Türk boylarının Ahlat’a gelişi hızlandı. Van kıyısındaki bu kültür şehri, aldığı göçle birlikte Oğuz ve Türkmen şehri kimliğine büründü.

Sayıları hızla artan Müslüman Türk boyları Ahlat’ta imar işlerine girişti. İbadetlerini yerine getirebilmek için, Anadolu’daki ilk cami Ahlat şehir merkezine inşa edildi. Bu camiye Ulucami adı verildi. Müslümanlık hızla yayılınca, giderek büyüyen şehrin her noktasına yeni cami ve medreseler yapıldı.

Türklerin Anadolu’daki ilk camisinin inşa edildiği Ahlat, günümüzde işte bu nedenlerle İslami açıdan büyük önem taşıyor. Müslümanlığın buradaki ilk camiden Anadolu’ya yayılmasındaki önemi nedeniyle Ahlat, “Kubbetü'l İslam”, yani “İslamın kubbesi” olarak anılıyor. “Kubbetü’l islam” denilen, Müslümanlığın yayılmasında önemli rol oynayan diğer şehirler, Afganistan'ın Belh şehri ve Özbekistan'ın incisi Buhara olarak biliniyor. Selçuklular devrinde İslam dininin kubbesi olarak adlandırılan bu şehirler, ilim, din, kültür ve sanat merkezleri olarak ön plana çıkmışlardı.



Evliya Çelebi, “İslam’ın Kubbesi” Ahlat’ı anlatırken, çok sayıda cami, medrese ve mihrap gördüğünden söz ediyor. Ahlat’ın bağlar bahçeler içerisinde, çok sayıda mesire yerine sahip önemli bir ticaret ve ilim merkezi olduğunu anlatan Evliya Çelebi, giderek artan Müslüman nüfusun maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamak için şehrin çok hızlı bir imar faaliyetinde olduğunu belirtiyor. Evliya Çelebi, nüfusun 300 bine yükselmesi ile Ahlat’ın, o dönemin en büyük İslam şehri haline geldiğini belirterek, Selçuklu devletinin en güzel ve önemli eserlerinin ise yine bu şehirde olduğundan bahsediyor.

Malazgirt zaferinden sonra, Ahlat’ın yöneten Selçuk Beyliği “Ahlatşahlar” döneminde sanat ve bilim daha da önem kazanıyor. Sanat erbabı kişiler ve bilim adamları himaye altına alınıyor. Tıp, felsefe, astronomi, kimya ve din alanında çok sayıda bilim adamı yetişiyor. Ahilik kültürü gelişiyor. Önemli mimarlar tarafından dünya hafızasına kazınan önemli anıtsal yapılar gerçekleştiriliyor. Divriği Ulucami, Konya Keykubat Camii gibi önemli eserleri yapan mimarlar ve ustalar Ahlat’tan çıkıyor.

Malazgirt zaferinden sonra Anadolu’nun içlerine ilerlemeye başlayan Oğuz boyları, soyları unutulmasın diye yerleştikleri tüm köylere “Kayı” adını veriyorlar. Bugün Anadolu’da Çorum’dan Tekirdağ’a Ankara’dan Van’a kadar “Kayı” adını taşıyan 27 yerleşim yeri bulunduğundan söz ediliyor.

Bu ilerleyişin sonunda, Ahlat’tan çıkan Oğuz Boyundan Osman bey tarafından Osmanlı imparatorluğu kuruluyor. İstanbul’un fethi ile bir devir bitiyor, Bizans imparatorluğuna son veriliyor.   

SELÇUKLU MEZARLIĞI

Yılları içinde önemini yitiren ve Selçukluların en büyük şehriyken, şimdi Bitlis’in Van gölü kıyısındaki ilçesi haline gelen Ahlat’ta, Selçuklular döneminden kalma en önemli eser, abide gibi dikit taşları günümüze kadar uzanan Türk/Selçuklu mezarlığı.

12. Yüzyıldan 16. Yüzyıla kadar kullanılan mezarlıkta 8 bin 169 mezar taşı yer alıyor. Taşın üzerinde ölen kişinin adı ve ölüm tarihi ile başarıları ve en altta ise taşı yapan ustanın adı yer alıyor. Bir müze ile taçlandırılan bu büyük mezarlık Selçuklular döneminin en önemli yapıtları arasında yer alıyor.  Emir Bayındır kümbeti ise Akkoyunlu beylerinden Emin Bayındır için, 1481 yılında eşi tarafından yaptırılıyor. Ahlat’ta yer alan çok sayıda kümbet var. Bilinen bir diğer kümbet ise şehit edilen Hüseyin Timur Esen ve eşi için yapılan çifte kümbet. Tüm bu eserlerin yapımında, Cumhurbaşkanlığı yazlık sarayının yapımında da kullanılan, işlenmesi çok kolay olan, bölgeye has kesme Ahlat taşları kullanılıyor.

HARABE ŞEHİR

Ahlat’ın Doğu Anadolu Bölgesindeki “Harabe Şehir” adlı mağara evlerinin ilk çağlardan kaldığı düşünülüyor. Urartular döneminde uzun yıllar insanların yaşadığı bu mağaralar, bir akarsuyun kenarında yer alıyor. Harabe Şehirde, Selçuklular döneminde yapılan bir camii ile akarsu üzerindeki tarihi Selçuklu köprüsü yer alıyor.

100 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam30
Toplam Ziyaret278461
Hava Durumu